I- GİRİŞ

Ticaret hayatında bazı durumlarda şirketlerin birleşerek ticari faaliyetlerini sürdürmeleri ihtiyacı doğabilmektedir. Birleşme işlemi denilince akla özellikle bir ticaret şirketinin diğerini devralması hali gelmekle birlikte, iki ticaret şirketinin yeni bir unvan altında birleşmeleri de  birleşme hallerinden biri olarak kabul edilmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda sermaye şirketleri gibi şahıs şirketlerinin de birleşme yoluyla ticaret hayatına devam etmesine cevaz verilmiş olduğu halde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2014 yılı Haziran ayı verilerine göre en çok birleşme sermaye şirketleri arasında meydana gelmiş olup, belirtilen ay içinde 14 anonim şirkte, 13 limited şirket ve 3 kooperatif birleşmesi gerçekleştirilmiştir(1).

II- GEÇERLİ BİRLEŞMELER

Ticaret Kanunumuzda, sermaye ve şahıs şirketleri(2) ile kooperatiflerin birleşebilecekleri ticaret şirketleri ayrı ayrı belirlenmiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, birleşme açısından türlerin aynı olması kuralına yer verilmiş olduğu halde 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda bu anlayış terk edilmiştir. Buna göre, sermaye şirketleri sermaye şirketleriyle, kooperatiflerle ve devralan şirket olmaları koşuluyla kollektif ve komandit şirketlerle birleşebileceklerdir. (TTK Md. 137/1) Ancak örneğin, bir limited veya anonim şirket (adi) komandit veya kollektif şirkete devrolamayacak, ancak bu şirketler söz konusu şahıs şirketlerini devir alabileceklerdir. Şahıs şirketleri de yine şahıs şirketleri birleşebilecektir. Bununla birlikte şahıs şirketlerinin sermaye şirketlerini devralması şeklinde birleşme gerçekleştirmeleri mümkün değildir. Bu şirketler ancak devrolunan şirket olmak koşuluyla sermaye şirketleri ve kooperatiflerle birleşebileceklerdir.(TTK Md. 137/2) Kanun’da kooperatiflerin de kooperatifler ile sermaye şirketleriyle ve devralan şirket olmaları koşuluyla şahıs şirketleri ile birleşmesine izin verilmiştir (TTK Md. 137/3). Madde gerekçesinde, birleşme işleminde birleşen kooperatifin sınırlı sorumlu olup olmamasının önem taşımadığı belirtilmiş ise de, halen ülkemiz kooperatifçiliğinde sınırsız sorumlu kooperatifçilik uygulaması bulunmadığını belirtmek gerekir.

Dolayısıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ticaret şirketleri arasında birleşmelerin mülga Kanun’un aksine genişletildiği, ancak birleşmelerde en fazla kısıtlamanın şahıs şirketleri için getirildiği(3), bu şirketlerin sermaye şirketleri ve kooperatiflerle birleşmede devrolan şirket olmalarının zorunlu kılındığı anlaşılmaktadır. Ticaret şirketleri arasında belirttiğimiz şirket birleşmeleri dışında birleşme yapılması mümkün olmayıp, yasada emredici olarak düzenlenen bu hükümlere aykırı birleşmeler batıl olacak ve hiçbir şekilde hukuki geçerlilik kazanamayacaktır (BK Md. 27/1).

III-BİRLEŞEN ŞİRKETLERDE HAKLARIN KORUNMASI

Şirket birleşmeleri sürecindeki önemli aşamalardan biri birleşen şirketlerdeki ortaklar ile alacaklıların haklarının korunmasıdır. Bu durum özellikle de birleşmelerde devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. Zira birleşme işlemi ile birlikte devrolunan şirket infisah edecek ve tüzel kişiliği sona erecektir. Devrolan şirket ortaklarının devralan şirketteki hakları ile paylarına ilişkin hususlar birleşme sözleşmesi(4) ve birleşme raporunda(5) yer alması zorunludur (TTK Md. 146/1-b). Ayrıca birleşmenin birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkilerine birleşme raporunda yer verilmesi gerekmektedir (TTK Md.147/1-j).

Ticaret Kanunu’nda devrolunan şirketin ortaklarının, mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma hakları olduğu belirtilmiştir.(TTK Md.140/1) Kısaca şirket payının devamlılığı ilkesi olarak adlandırılan bu ilke, devrolunan şirketin her bir ortağının devrolunan şirketteki payının değerini karşılayacak ve şimdiye kadarki payının verdiği haklarına eşit hakları içeren bir devralan şirket payını talep etmeye hakkı olduğu anlamına gelmektedir(6). Bu durumun tek istisnası ayrılma akçesi olup, birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde ortaklara, devralan şirkette pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanımış olduğundan (TTK Md. 141/1), birleşme sözleşmesinde ayrılma akçesi öngörülmüş ise birleşen şirketin ortakları ayrılma akçesi almak suretiyle ortaklıktan ayrılacaklardır.

Birleşme esnasında devir olunan şirketin ortaklarına tahsis edilen ortaklık paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla bir denkleştirme ödemesi öngörülebilecektir. Denkleştirme akçesi de denilen bu ödeme ile özellikle paya bağlanamayan ödemelerin nakdi olarak yerine getirilmesine imkan sağlanmakta ve böylece birleşmenin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. (TTK Md. 141/2) Şayet devrolunan şirkette oydan yoksun paylar var ise aynı değerde oydan yoksun veya oy hakkını haiz paylar, aynı şekilde devrolunan şirkette mevcut paylara bağlı imtiyaz hakları karşılığında devralan şirkette eş değerde haklar veya uygun bir karşılık verilmesi gerekmektedir. (TTK Md. 141/3) Yasa’da geçen haklar kavramına açıklık getirilmemiş olmakla birlikte, benzer bir düzenlemeyi içeren şirketlerin tür değiştirmesi ile ilgili düzenlemenin gerekçesinden hareketle, esasen birleşme sonucunda devrolunan şirketteki imtiyazlı payların veya intifa senedi sahiplerinin yeni şirketteki haklarının aynen verilmesi gerekmekle birlikte, yeni türde imtiyazlı paylar veya intifa hakları yaratmaya türün nitelik ve özellikleri imkan vermiyor ise o zaman bir zorunluluk olarak ilgili pay sahiplerine uygun bir tazminat ödenmesi icap edecek, böylece birleşme ile devrolunan şirketlerdeki ortakların hakları korunacaktır. Oydan yoksun payların sahiplerine aynı değerde oydan yoksun paylar verilecek, bu mümkün olmaz ise oy hakkını haiz paylar ile eşitlik sağlanma yoluna gidilecektir(7).

Birleşme işlemi esnasında haklarının korunması gereken kesimlerden biri de birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları ile çalışanları olup, yasada birleşen şirketlere talep halinde bunların teminat altına alınması yükümlülüğü getirilmiştir. Buna göre, birleşmeye katılan şirketlerin birleşmeden önce doğmuş borçlarının alacaklıları birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde bulunurlarsa devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına almakla mükelleftir (TTK Md. 157/1). Ancak şayet devralan şirketin diğer alacaklılarının zarar görmeyeceği bir raporla ispatlanır ise devralan şirket teminat göstermek yerine söz konusu borcu ödemek yoluna da gidebilecektir (TTK Md. 157/4). Haklarından haberdar edilmeleri amacıyla birleşmeye katılan şirketlerin alacaklılarına Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yedişer gün aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine(8) konulacak ilanla bilgilendirme yapmaları gerekmektedir (TTK Md. 157/2).

Yasa’da her ne kadar alacaklılara teminat gösterilmemesi halinde açıkça bir dava ve itiraz hakkından bahsedilmemiş ise de, öğretide alacaklıların bu yöndeki davaları kabul edilmektedir. Hatta bu noktada uyuşmazlık konusu olan alacaklılar için de, devralan şirkete teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Örneğin, yerel mahkeme tarafından birleşen şirketten alacaklı olan kişinin hizmet akdinden kaynaklı alacakları için iş mahkemesinde davasının devam ettiği ve dolayısıyla, alacağın henüz muaccel olmadığı gerekçesiyle alacaklının talebini reddettiği bir davada, yüksek mahkeme tarafından söz konusu alacakla ilgili davanın derdest olup olmadığından ziyade alacağın birleşme nedeniyle tehlikeye düşüp düşmediğinin belirlenmesi gerektiği ifade edilmiş ve şirketin teminat göstermemesi durumunda alacaklının dava ve itiraz yoluna başvurabileceği ifade edilerek, yerel mahkeme kararının bozulmasına hükmedilmiştir(9).

IV- SONUÇ

Gerek mülga ve gerekse cari Kanun’da ticaret şirketlerinin birleşmelerine izin verilmiştir. Mülga Kanun’da sadece aynı tür ticaret şirketlerinin birleşmesi düzenlenmiş iken yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nda farklı türdeki ticaret şirketlerinin de birleşmesine olanak tanınmıştır. Bununla birlikte şirket birleşmelerinde belirli sınırlandırmalar da öngörülmüştür. Buna göre şahıs şirketlerinin bir sermaye şirketini veya kooperatifi devralması mümkün kılınmamıştır. Birleşme işleminde ayrıca devrolan şirketin alacaklıları ile çalışanlarının da talep etmeleri halinde alacaklarının teminat altına alınması şart tutulmuş olup, öğretide bu teminatın verilmediği durumlarda alacaklıların dava hakkının doğacağı benimsenmiştir. Devrolan şirketin teminat göstermek yerine alacaklıların borcunu ödeme seçeneği de mevcut olup, bu noktada önemli olan alacaklıların birleşme nedeniyle mağdur olmalarının önüne geçilmesidir.


Yazar: Özdem SATICI TOPRAK*

Yaklaşım / Kasım 2017 / Sayı: 299

*           Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(1)         http://icticaret.gtb.gov.tr/data/5315a212487c8e0fd48d2262/%C5%9Eirket%20%C4%B0statistikleri

             %20B%C3%BClteni%20(Haziran-2014).pdf

(2)         6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 124/2. maddesine göre kollektif ve komandit şirketler şahıs şirketi, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ise sermaye şirketidir.

(3)         Bu durum madde gerekçesinde, “Şirket borçlarından kişisel olarak sorumlu olan ortakların, şirket borçlarından sorumlu tutulmayan ortaklara dönüşmeleri uygun görülmüş, tersi reddedilmiştir. Çünkü, şirket borçlarından ortakların kişisel olarak sorumlu oldukları bir şahıs şirketinin anonim şirkete iltihak etmesiyle, sermaye şirketinin ortaklarının şirket borçlarından sorumlu tutulmayacakları bir konuma gelmeleri, şahıs şirketinin alacaklılarının korunmasını gerektirir, fakat anonim şirket pay sahiplerinin kolektif şirket ortağı sıfatıyla sınırsız sorumlu olmaları halinde alacaklıların korunmasına gerek yoktur” şeklinde ifade edilmiştir.

(4)         6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 145/1. maddesine göre, birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından hazırlanan ve genel kurullarınca onaylanan yazılı sözleşmeyi ifade eder.

(5)         6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 147/1. maddesine göre, birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından ayrı ayrı veya birlikte hazırlanan rapordur.

(6)         Bkz. madde gerekçesi

(7)         Bkz. madde gerekçesi

(8)         Bu yükümlülük 6102 sayılı Kanun’un 1524/1. maddesi uyarınca internet sitesi açma zorunluluğu bulunan ticaret şirketleri için söz konusu olacaktır.

(9)         Yrg.11. HD.’nin,  27.06.2016 tarih ve E. 2015/12540,  K. 2016/7000 sayılı Kararı.