Ülkemizde 2016 yılı Eylül ayı itibariyle faal olan anonim şirket sayısı 119.321’dir(1).  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(2)(TTK)(3)’nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihinden 2016 yılı Eylül ayı sonuna kadar 51.099 adet anonim şirket kurulmuştur(4). Dolayısıyla, halihazırda mevcut olan anonim şirketlerin ağırlıklı kısmı mülga 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu döneminde kurulmuştur. Eski Ticaret Kanunu halka açık olmayan anonim şirketler için sadece esas sermaye sistemi öngördüğünden dolayı da, bu şirketler zorunlu olarak esas sermaye sistemini benimsemişlerdir. Oysa, halka açık olan anonim şirketler uzun yıllar boyunca Sermaye Piyasası Kurulu’ndan izin almak suretiyle kayıtlı sermaye sisteminden faydalanmışlardır ve halen de faydalanmaya devam etmektedirler. Halka açık olan ile olmayan anonim şirketler arasındaki bu sebepsiz ayrımı gidermek isteyen Yasa Koyucu, 13 Ocak 2011 tarihinde kabul ettiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(5)(TTK)(6) ile halka açık olmayan (kapalı) anonim şirketlere de esas sermaye sistemi yanında kayıtlı sermaye sistemini benimseme imkanı tanımıştır. Buna rağmen, yeni TTK döneminde kurulan anonim şirketlerin birçoğunun, tek kişilik anonim şirkete de izin verilmesi dikkate alındığında, halâ esas sermaye sistemini benimsedikleri görülmektedir.

Oysa, kayıtlı sermaye sistemi, özellikle sıklıkla sermaye artırımına gitme gereksinimi duyan anonim şirketlere önemli bir avantaj sağladığı gibi, bazı yükümlülükleri de ortadan kaldırarak esas sermaye sistemine kıyasla şirkete önemli faydalar sağlamaktadır. İşte bu çalışmada, esas sermaye sistemi ile kayıtlı sermaye sistemi mukayese edilecek ve kayıtlı sermaye sisteminin avantajları üzerinde durulmaktadır.

II- ESAS SERMAYE SİSTEMİ İLE KAYITLI SERMAYE SİSTEMİNİN MUKAYESESİ

Mukayeseye geçmeden önce, anılan sistemlere kısaca değinmek faydalı olacaktır. TTK’nın 332. maddesinin birinci fıkrasında esas sermayenin “tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi”, kayıtlı sermayenin ise “sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren sermayeyi” ifade ettiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, kayıtlı sermayeyi, anonim şirketin, TTK’nın esas sermaye sistemindeki sermayenin artırılmasına ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın yönetim kurulu kararı ile yeni pay çıkarmak suretiyle ulaşabilecekleri azami sermaye tavanını gösteren ve esas sözleşmelerinde yer alan sermaye olarak tanımlamak mümkündür.

Kayıtlı sermaye sistemine, şirketin kuruluşu sırasında geçilebileceği gibi sonradan esas sözleşme değişikliğine gidilerek de geçilebilir. Halka açık olmayan anonim şirketlerin kayıtlı sermaye sistemini kabul etmelerine, daha sonra bu sisteme geçmelerine, sermayelerini artırmalarına, kayıtlı sermaye tavanını yükseltmelerine, sistemden çıkmalarına ve çıkarılmalarına, yönetim kurulunun imtiyazlı ve primli paylar ihracına, rüçhan haklarını kanun çerçevesinde sınırlamasına ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan Halka Açık Olmayan Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ(7) ile belirlenmiştir.

Anılan Tebliğ’in detaylarına girilmeyecek olup, kısaca kuruluşta kayıtlı sermaye sistemini kabul edecek anonim şirketin başlangıç sermayesinin en az 100.000 TL olması gerektiğini, halihazırda esas sermaye sistemine tabi olan kapalı (halka açık olmayan) anonim şirketlerin de, esas sözleşmelerini değiştirip kayıtlı sermaye sistemine geçebileceklerini, gerek kuruluşta gerek sonradan kayıtlı sermaye sistemine geçmek isteyen kapalı (halka açık olmayan) anonim şirketlerin, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne başvurarak izin almak zorunda olduklarını belirtmekle yetinelim.

Gelelim iki sistemin karşılaştırılmasına: Sermaye artırımına, esas sermaye sisteminde genel kurul, kayıtlı sermaye sisteminde ise yönetim kurulu karar verir. Bu itibarla, kayıtlı sermaye sistemine geçmenin birinci avantajı, esas sermaye sisteminde sermaye artırımına genel kurulca karar verilmesinin şart olması nedeniyle, genel kurul toplantısına ilişkin prosedürlerin ve toplantı yapmanın doğuracağı maliyetlerin ortadan kaldırılmasıdır. Zira, anonim şirkette genel kurulun, toplantıya, her halükarda Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan ilan ile çağrılması, şirket esas sözleşmesinde ilave bir yöntem belirlenmişse ona uyulması (örneğin; esas sözleşmede yerel gazete ile ilanın da yapılacağı belirtmiş olabilir) , ayrıca, bağımsız denetime tabi olan, bu nedenle internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerin toplantıya çağrı ilanlarının internet sitelerinde de yayımlanması gerekir. Bunların yanı sıra, “toplantı günü ile gündemin” ve “ilânın çıktığı veya çıkacağı gazetelerin”, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi de zorunludur. Diğer yandan, TTK’nın 407. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca çıkarılan “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik”(8) gereği, gündeminde sermayenin artırılması konusu bulunan genel kurul toplantılarında Bakanlık Temsilcisinin bulundurulmasının da zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede, esas sermaye sistemine tabi anonim şirketlerin sermaye artırım kararı alacakları genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisi bulundurulması diğer bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Buna karşılık, kayıtlı sermaye sistemine geçen anonim şirketlerin, sadece “kayıtlı sermaye sistemine geçilmesine, kayıtlı sermaye sisteminden çıkılmasına ve kayıtlı sermaye tavanının arttırılmasına” ilişkin genel kurul toplantılarında Bakanlık Temsilcisi bulundurmaları yeterli olacaktır. Zira, kayıtlı sermaye sistemine geçiş için aranan Bakanlık izni sadece sisteme geçilmesi için söz konusu olup, kayıtlı sermaye sistemine geçmesine izin verilen şirketlerin kayıtlı sermaye tavanı içinde yapacakları sermaye artırımlarında Bakanlık izni aranmayacaktır.

Kayıtlı sermaye sistemine geçmenin ikinci avantajı ise sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğüne dairdir. Bildiğiniz üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (AK)(9)’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasında “Türk Ticaret Kanunu’nun 272. maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketlerin sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorunda oldukları” belirtilmiştir. Bu nedenle, esas sermaye miktarı 250.000 TL ve üzerinde olan anonim şirketler sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadırlar. 1136 sayılı Kanun’un bu konuda aradığı koşul, şirketin esas sermayesine ilişkin olduğundan, esas sermayenin ödenmiş olup olmadığının bu yükümlülüğe bir etkisi bulunmamaktadır.

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından, 2 Ocak 2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’ne göre, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi gereği sözleşmeli avukat bulundurması gereken anonim şirketler, bu avukatlara, 2017 yılında asgarî 1.650 TL aylık ücret ödeyeceklerdir. Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, esas sermayesi 250.000 TL ve üzeri olduğu halde sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmeyen anonim şirketlere ise, Cumhuriyet Savcısı tarafından, sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezasıverilecektir.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 29.12.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararı ile milli seviyede tek asgari ücret tespitine karar verilmiş ve asgari ücretin brüt tutarı 01.01.2017-31.12.2017 döneminde 1.777,50 TL olarak belirlenmiştir(10). Dolayısıyla, esas sermayesi 250.000 TL ve üzeri olan, ancak sözleşmeli avukat bulundurmayan anonim şirketlere, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Savcısı tarafından verilecek idari para cezası, 2017 yılı için aylık 3.555 TL olarak uygulanacaktır. Bu durumda; anılan zorunluluğun 2017 yılı boyunca yerine getirilmemesi halinde, şirkete 42.660 TL (3.555×12= 42.660 TL) idarî para cezası verilecektir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrası, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 272. maddesine yollamada bulunmuştur. 6762 sayılı Kanun ise, TTK’nın 1533. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7. maddesinde ise “Bu Kanun’un ve Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, 6762 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılan veya değiştirilen maddelerine diğer mevzuat tarafından yapılmış bulunan yollamalar, Türk Ticaret Kanunu’nda o maddeleri karşılayan hükümler varsa onlara yapılmış sayılır.” denilmiştir. Bu itibarla, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasının hangi anonim şirketlere uygulanacağı hususunda TTK’nın -eski Kanun’un 272. maddesine karşılık gelen- 332. maddesine bakmak gerekir. Ancak, mülga 6762 sayılı Kanun’da sadece esas sermaye sistemi benimsendiği halde, TTK’da esas sermaye sistemi ile birlikte kayıtlı sermaye sistemine de yer verilmiş ve 332. madde bu ikili ayrıma göre düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre,  esas sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerin kuruluştaki esas sermayelerinin 50.000 TL’den, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden ancak halka açık olmayan anonim şirketlerin başlangıç sermayesinin ise 100.000 TL’den az olmaması gerekmektedir.

Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasında esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler” denildiğinden, sadece esas sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler sözkonusu yükümlülüğün kapsamına girmekte; kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketler, kayıtlı sermaye tavanları, başlangıç ve çıkarılmış sermayeleri ne olursa olsun, avukat bulundurmakla yükümlü olmamaktadır. Bu nedenle, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen kapalı anonim şirketlerde, sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunun aranmayacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketlerin sözleşmeli avukata ödenecek ücretten kurtulmaları da mümkündür.

III- ÖZET VE SONUÇ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, halka açık olmayan anonim şirketlere esas sermaye sistemi yanında kayıtlı sermaye sistemini de seçme imkanı tanımıştır. Bu sisteme kuruluşta geçilebileceği gibi, sonradan esas sözleşme değişikliğine gidilerek geçilebilir. Sermaye artırımına, esas sermaye sisteminde genel kurul, kayıtlı sermaye sisteminde ise yönetim kurulu karar vermektedir. Bu nedenle, kayıtlı sermaye sisteminin şirkete sağlayacağı ilk avantaj, esas sermaye sisteminde sermaye artırımına genel kurulca karar verilmesinin zorunlu olması nedeniyle, genel kurul toplantısına ilişkin prosedürlerin ve toplantı yapmanın doğuracağı maliyetlerin ortadan kaldırılmasıdır.

Kayıtlı sermaye sistemine geçmenin bir diğer önemli avantajı ise sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğüne ilişkindir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça belirtilmediğinden, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen kapalı anonim şirketlerde, sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunun aranmayacağı kanısındayız. Dolayısıyla, halka açık olmayan anonim şirketlerin kayıtlı sermaye sistemini benimseyerek sözleşmeli avukat bulundurma ve bu avukata yıllık asgarî 19.800 TL ödeme yükümlülüğünden, bu yükümlülüğe uymamaları halinde ise yüzleşecekleri yıllık 42.660 TL idari para cezasından kurutulmaları mümkündür. Ancak, bu sisteme geçişe karar verecek olan, kurucular ve şirketin ortaklarıdır.

Yazar: Soner ALTAŞ*

 

 

Yaklaşım / Haziran 2017 / Sayı: 294

*           Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi

(·)         Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurum’un bağlamaz.

(1)         Bkz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2016 Yılı Eylül Ayı Veri Bülteni, s.9,  http://www.gtb.gov.tr/data/56879bf71a79f536e0637cff/2016 Yılı Eylül Ayı Veri Bülteni.pdf, Erişim: 10.01.2017

(2)         14 Şubat 2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3)         Çalışmamızda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu için “TTK” kısaltması kullanılmıştır.

(4)         Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kurulan Kapanan Şirket İstatistikleri,

              http://www.tobb.org.tr/BilgiErisimMudurlugu/Sayfalar/KurulanKapananSirketistatistikleri.php, Erişim: 10.01.2017

(5)         14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(6)         Çalışmamızda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu için “TTK” kısaltması kullanılmıştır.

(7)         19.10.2012 tarih ve 28446 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(8)         28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(9)         07.04.1969 tarih ve 13168 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(10)       30.12.2016 tarih ve 29934 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

  • Paylaş:
Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder