bilgi@burhaneray.com +90 212 644 02 01

 

 

Kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi faaliyetinde bulunmayan ticari işletmeler, satın aldıkları binek otomobillerin ve ciplerin alımında yüklendikleri katma değer vergisini indirim konusu yapamıyorlar. Motorlu taşıtlar vergisini de mali kazancın hesaplanmasında gider olarak indiremiyorlar. Diğer yandan, ilk yıl amortisman uygulamasında da kıst amortisman hesaplıyorlar.

Bu yönüyle bakıldığında işletme adına binek otomobil alımı, özellikle de yılın son aylarında yapılan alımlar, pek avantajlı gözükmüyor.

Ancak lüks otomobil ya da cip alanlar, fatura bedelinin yarıdan fazlasını defterlerine masraf yazabiliyorlar. Böylece, dezavantaj avantaja dönüşebiliyor.

Örneğin bugün ‘sıfır kilometre’ lüks bir otomobil ya da cip alan bir tekstilci, konfeksiyoncu, mobilyacı, yedek parçacı, inşaatçı gibi ticari kazanç elde edenler, aldıkları aracın fatura bedelinin yarısından fazlasını, defterlerine anında masraf yazıp, gelirlerinden düşecekler.

Olay bu meslek grupları ile sınırlı değil. Aynı avantaj doktor, avukat, mimar, noter gibi serbest meslek kazancı elde edenler için de söz konusu. Kuşkusuz limited ya da anonim şirket adına alınan lüks araç için de..

Hemen belirtelim bu avantajdan yılın ilk günlerinde, yıl içinde ya da yılın son gününde lüks araç alanlar da yararlanıyor. Ancak ikinci el araç alana bu avantaj yok.

Olayın ayrıntısı
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 270. maddesinin son fıkrasında noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergileri’ni maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları hükmü yer alıyor.

VUK’un 270. maddesinde yer alan bu özel hüküm gereği, otomobil alımında ödenen ÖTV’nin maliyet bedeline dahil edilmesi veya doğrudan gider yazılması konusunda mükelleflerin seçimlik hakkı bulunuyor.

Buna göre, otomobil alımında ödenen ÖTV’nin doğrudan gider yazılması mümkün olabiliyor.

KDV Kanunu’nun 30/b maddesine göre, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemiyor.

 

İndirim konusu yapılamayan KDV’nin binek otomobilin maliyet bedeline mi dahil edileceği, yoksa doğrudan gider mi yazılacağı sorusunun yanıtı ise 23 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde yer alıyor.

Tebliğ’in (I) bölümünde yapılan açıklamaya göre, ‘mükelleflerin işletme amacı dışında iktisap ettikleri binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen ve indirim konusu yapılamayan katma değer vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir. Bu uygulama, binek otomobili işletmeciliği ile uğraşan mükelleflerin işletme amacı dışında satın aldıkları binek otomobilleri için de geçerlidir’.

Buna göre, otomobilin alım faturasında gösterilen KDV’nin doğrudan gider yazılması mümkün olabiliyor.

İşletme adına satın alınan binek otomobillerinin ve ciplerin alımında ödenen ÖTV ve indirim konusu yapılamayan KDV tutarlarının, maliyet unsuru olarak değil de ‘gider olarak’ kayda alınmasının tercih edilmesi halinde, otomobilin ÖTV ve KDV dahil bedelinin motor silindir hacmine göre yüzde 38’i ile yüzde 54’ü arasındaki kısmının kazançtan indirilmesi ve bu indirimin sağladığı vergi avantajından yararlanmak mümkün olabiliyor.

Bir örnek
Türkiye’de satılan otomobil ve ciplerin, vergisi tabloda gösterilmiştir.

 

Image 

 

Tabloda da gördüğünüz gibi, motor silindir hacmi 2000 cm3’ün üzerinde olan bir otomobil için yüzde 117,12 oranında ÖTV ve KDV ödeniyor. Başka bir anlatımla vergili alış bedelinin yaklaşık yüzde 54’ü ÖTV ve KDV toplamından oluşuyor ve bu tutar gider yazılabiliyor.

Motor silindir hacmi 2000 cm3’ün üzerinde olan otomobil ve ciple ilgili bir örnek verelim;
– FABRİKA ÇIKIŞ FİYATI: 100 bin Euro.
– VERGİLER: 117.12 bin Euro
– Özel Tüketim Vergisi (100 x % 84 = 84 bin)
– Katma Değer Vergisi (100 x % 18 = 18 bin)
– ÖTV’nin KDV’si (84 x % 18 = 15,12 bin)
– TOPLAM: 217.12 bin Euro
Görüldüğü gibi, değeri 100 bin Euro olan bir otomobil ve cipten, 117.12 bin Euro vergi alınıyor.
Başka bir anlatımla, otomobil veya cip için ödenen 217.12 bin Euro’nun, 117.12 bin Euro’su yani yüzde 54’ü vergi oluyor.

Devletten ve şirketten
Görüldüğü gibi, lüks otomobil ve cip alanlar, ödedikleri yüzde 117.12 ÖTV ve KDV’nin tamamını, defterlerine gider yazabiliyorlar.
Ayrıca, aynı otomobil veya cip için yıl sonunda kıst amortisman yoluyla ilave bir gider yazma imkânı da oluyor (VUK Md.320/2). Bunların yanı sıra; bakım, onarım giderleri ile şoför ücreti de şirketten ödenip, masraf yazılabiliyor.

Özetle, giderler ve ödemeler, devletten ve şirketten karşılanmış oluyor.

Diğer araçlar
Olay yalnızca lüks araçlarla sınırlı değil. 2.000 cm3’ün üzerinde silindir hacmine sahip ve lüks sayılmayan diğer otomobil ve ciplerin alımında da yukarıdaki avantajdan yararlanılıyor.
Kuşkusuz silindir hacmi düşük olan araçların alımında da..

Ancak tabloda da görüldüğü gibi, silindir hacmi küçük olan araçların vergi oranı düşük olduğu için, gider yazılabilecek tutar da buna göre oluyor.

Gider yazılabilecek tutar, motor silindir hacmi 1600 cm3’ün altında olan binek otomobillerinde satın alma bedelinin yüzde 38’i olurken; motor silindir hacmi 1600 cm3 ile 2000 cm3 arasında olan binek otomobillerinde, satın alma bedelinin yüzde 47’sine ulaşıyor.

Prof. Dr. Şükrü KIZILOT