bilgi@burhaneray.com +90 212 644 02 01

I- GİRİŞ

Vergiler maliye politikası aracı olarak kullanılan temel argümanlardan biridir. Katma değer vergisi de uygulanan farklı oran yapısı ve oranları belirleme konusunda Bakanlar Kurulu’na verilen yetki nedeni ile etkin bir maliye politikası aracıdır. Bilindiği üzere katma değer vergisinin konusunu “Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler” oluşturmaktadır. Bu kadar geniş bir alanı kapsayan KDV toplumun genelini etkiler bir yapı arz etmektedir. KDVK’nın 28. maddesinde KDV oranı %10 olarak belirlenmekle birlikte Bakanlar Kurulu’na bu oranı dört katına kadar artırma ve %1’e kadar indirme yetkisi verilmiştir. Bu yetki aynı zamanda bazı malların perakende teslimlerinde farklı vergi oranları belirleme yetkisini de içermektedir.

Perakende teslimden ne anlaşılması gerektiği yönündeki kapalılık ne yazık ki birçok mükellefin vergi ziyaına sebebiyet vermesine yol açmaktadır. Yazımızda perakende teslim tanımının KDV açısından ne kadar önemli olduğu açıklanmaya çalışılacaktır.

 

II- KDV ORANLARININ KANUNİ ALTYAPISI

Yazımızın giriş bölümünde de kısaca belirttiğimiz üzere katma değer vergisinde uygulanacak oranlar “Oran” başlığı altında 28. maddede düzenlenmiştir. Madde metni aynen aşağıdaki gibidir.

“(3505 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değişen madde) Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı dört katına kadar artırmaya, %1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir.”

Madde ile Bakanlar Kurulu’na, KDV oranlarını %40 ile %1 arasında belirleme yetkisi verilmiş, ayrıca bazı malların perakende safhadaki teslimlerinde farklı oran belirleme yetkisi de tanınmıştır.

Bakanlar Kurulu söz konusu yetkiye istinaden almış olduğu 2002/4480 sayılı Karar’ın 1. maddesi ile uygulanacak KDV oranlarını aşağıdaki şekilde belirlemiştir.

a- Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için % 18,

b- I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,

c- II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8,

Kanun’da perakende teslimden ne anlaşılması gerektiği yönünde herhangi bir tanımlama yapılmamıştır.

Perakende satış tanımına ilk kez 30.12.1988 günlü ve 20035 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 22.12.1988 gün ve 88/13601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda yer verilmiştir.

 

III- PERAKENDE SATIŞ TANIMININ TARİHİ SEYRİ

30.12.1988 günlü ve 20035 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 22.12.1988 gün ve 88/13601 sayılı Karar ile 13.10.1988 gün ve 88/13383 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla değişik 30.12.1987 gün ve 87/12469 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki (I) sayılı listenin sonuna 1 Ocak 1989 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, “Bu listenin ilk sekiz sırasında yer alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde % 10 vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapan kimseler dışındakilere satılmasıdır.”paragrafı eklenmiştir.

Yapılan bu tanımlamaya ilişkin açıklama uygulamadan örnekler de verilmek sureti ile 16.12.1989 tarih ve 20082 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31 no.lu KDV Genel Tebliği’nde yapılmıştır.

Perakende satışa ilişkin bu tanım mal grupları değişmekle birlikte 23.12.2003 tarih ve 2003/6666 no.lu Bakanlar Kurulu Kararı’na kadar korunmuş, ancak bu karar ile 01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere perakende satışın tanımı genişletilmiştir. Söz konusu Karar’a göre,“Bu listenin 1, 2, 3 ve 6. sıralarında yer alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde bu Kararın 1. maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı, 4. sırasında yer alan ürünlerin perakende safhadaki tesliminde ise aynı maddenin (c) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlar dışındakilere satılmasıdır. Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende teslim sayılır.”

Maliye Bakanlığı, perakende teslim tanımında yapılan bu değişikliğe ilişkin olarak 91 No.lu KDV Tebliği’nin “E” bölümünde, yukarıdaki değişikliği belirttikten sonra aşağıdaki açıklamaları yapmıştır.

“Bu düzenlemeye göre, (I) sayılı listenin 1, 2, 3 ve 6. sıralarında yer alan ürünleri, işletmelerinde kullanacak olan katma değer vergisi mükelleflerine teslimde % 1 oranı uygulanacaktır. Bu kapsama girmeyen teslimler ise perakende teslim mahiyetinde olduğundan genel (18) oranda katma değer vergisine tabi tutulacaktır. Ancak, yukarıda belirtilen malların işletme adına alınmış görünmekle birlikte şahsi tüketim amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi halinde eksik alınan verginin vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle alıcılardan tahsil edileceği tabiidir.

Öte yandan, 2003/6666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile daha önce (II) sayılı listenin (A) bölümünün 2. sırasında sayılan zeytin, bu liste kapsamından çıkarılmış ve (I) sayılı listenin 4. sırasına dahil edilmiştir. Dolayısıyla 01.01.2004 tarihinden itibaren “zeytin”in toptan teslimleri % 1 oranında katma değer vergisine tabi olacaktır. Ancak, (I) sayılı listenin 4. sırasında sayılan ürünlerin yurt içi tüketime konu perakende safhadaki teslimlerinde % 8 oranında katma değer vergisi uygulandığından, “zeytin”in perakende satışları üzerinden % 8 oranında katma değer vergisi hesaplanmasına devam edilecektir.

31 Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin (A) bölümü 01.01.2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.”

 

IV- YAPILAN DEĞİŞİKLİĞİN KAPSAMI HAKKINDA YETERLİ AÇIKLAMA YAPILMAMIŞTIR

Tebliğ’de yapılan açıklamada, (I) sayılı listenin 1, 2, 3, 4 ve 6. sıralarında yer alan ürünleri,işletmelerinde kullanacak olan katma değer vergisi mükelleflerine yapılacak teslimlerde uygulanacak KDV oranı açıklanmaya çalışılmış ayrıca zeytin teslimlerindeki KDV oranı değişikliğine değinilmiştir. Oysa perakende satış tanımında çok önemli bir değişiklik olan;

“Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende teslim sayılır.”

hükmü hakkında hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmemiştir. Oysa bu hüküm ülkemiz vergi mevzuatı açısından tam bir tuzağa dönüşmüştür. Bir çok mükellef perakende satışın tanımında yapılan bu değişiklik dolayısı ile farkına varmadan vergi ziyaına sebebiyet vermektedir. Bunun nedeni de ülkemizde sayıları765.275’ibulan basit usulde vergilendirilen mükelleflere yapılan teslimlerin de perakende satış olarak değerlendirilmeye başlanmasıdır (1). 4842 sayılı Yasa ile Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-a maddesinde yapılan değişiklikle basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri 01.07.2003 tarihinden geçerli olmak üzere katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Bu mükelleflerin 01.07.2003 tarihinden sonra yapacakları işlemler için katma değer vergisi beyannamesi verme zorunlulukları kaldırılmış, mükellefiyetleri de terkin edilmiştir. Gerçi kendi isteği ile KDV mükellefiyetini devam ettirmek isteyen basit usulde vergilendirilen mükelleflere KDVK’nın 18/1. maddesi hükmü uyarınca KDV mükellefiyetlerini devam ettirme hakkı verilmiştir. Ancak şuan basit usulde vergilendirilen mükelleflerin tamamına yakını KDV mükellefi değildir. Bunun sonucu olarak da KDV mükellefi olmayan basit usulde vergilendirilen mükelleflere yapılan teslimler perakende teslim sayılmaktadır.

(I) sayılı listenin 1, 2, 3, 4 ve 6. sıralarında yer alan ürünlerin alım satımı ile uğraşan bir çok basit usulde vergilendirilen mükellef (bakkal, manav, kasap, lokanta vs.) bulunmaktadır. Basit usulde vergilendirilen mükelleflere mal satan mükellefler büyük risk altındadır. Esasında risk sadece basit usulde yapılan satışlardan kaynaklanmamaktadır. Riskin temel nedeni (I) sayılı listenin 1, 2, 3, 4 ve 6. sıralarında yer alan ürünleri satan mükelleflere, satış yaptıkları kişi veya kurumların gerçek usulde KDV mükellefiyetleri olup olmadığını araştırma külfetinin yüklenmesidir. Maddede açıkça dile getirilmese de yapılan düzenleme bu anlama gelmektedir.

Yukarda yer verdiğimiz 91 no.lu Tebliğ’de “…Ancak, yukarıda belirtilen mallar işletme adına alınmış görünmekle birlikte şahsi tüketim amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi halinde eksik alınan verginin vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle alıcılardan tahsil edileceği tabiidir.” şeklinde düzenleme yapılırken, alıcıların satıcılara mükellefiyetleri hakkında doğru olmayan bilgi verebilecekleri göz ardı edilmiştir. KDV oranında mallara göre % 7 ile % 17 arasında bir fark hiçte azımsanacak bir fark değildir. Konuyu bir örnek yardımı ile izah etmek gerekirse;

– Ahmet Bey’in herhangi bir vergisel mükellefiyeti yoktur. Ancak perakende teslime ilişkin yukarıdaki düzenlemeden haberi vardır. Ahmet Bey, kasaba giderek işletmesinde kullanmak üzere 10 kg et alacağını belirtmiştir. Faturanın şirket adına düzenlenmesini istemiş ve şirkete ilişkin bilgileri söylemiştir (şirketin adı, vergi kimlik no ve adresi). Kasap beyan üzerine faturayı düzenlemiş ve %1 oranında KDV hesaplamıştır. Ahmet Bey’in beyanının doğru olması halinde % 1 KDV hesaplanması doğrudur. Zira perakende satış tanımında yapılan son değişiklikle “işletmesinde kullanacak olanlar”da perakende teslim tanımına girmektedirAncak ya Ahmet Bey yanlış beyanda bulunmuşsa… Kasabın Ahmet Bey’in beyanının doğruluğunu kontrol edecek herhangi bir alt yapısı yoktur. Fiiliyatta da faturalar beyan üzerine doldurulmaktadır. VUK’un 231/6. maddesinde fatura düzenleyecek mükelleflere getirilen sorumluluk ve alıcılara yüklenen zorunluluk bu durumu önlemeye yeterli midir?

“Bu Kanun’un 232. maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur (Ancak bu sorumluluk, aynı maddenin 2. fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.). Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır.”

Herşeyden önce şekli kanunlarla belirlenmiş ve alınması zorunlu kılınmış “vergi dairesi hesap numarasını gösterir” bir belge yoktur. Ayrıca böyle bir belge olsa bile ilgilinin gerçek usulde KDV mükellefi olup olmadığının da açıkça bu belgede belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde böyle bir belge yine satıcıları güvence altına almayacaktır. Alıcılardan vergi levhalarını ibraz etmelerini istemenin çözüm olacağı düşünülebilir. Ancak bu da çözüm değildir. Zira vergi levhalarında KDV açısından gerçek usulde vergilendirilip vergilendirilmediğine dair hiçbir açıklayıcı bilgi yoktur (2). Vergi levhasındaki vergi türü bölümüne kurumlar vergisi mükellefleri için “kurumlar vergisi”, gelir vergisi mükellefleri için “gelir vergisi” ibaresi yazılmaktadır. Bu bölüme “basit usulde gelir vergisi” yazılsa bile basit usulde vergilendirilen bir mükellef yukarıda da belirtildiği üzere vergi dairesine dilekçe ile başvurarak gerçek usulde KDV mükellefiyetini devam ettirebildiği için bu da satıcıları güvence altına almayacaktır.

Yukarıda yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı üzere VUK’un 231/6. maddesi perakende teslim noktasında satıcılar açısından yeterli güvence sağlamaktan yoksundur.

Yukarıda yaptığımız bu açıklamalardan sonra mükellefler açısından büyük önem arz eden (I) sayılı listenin 1, 2, 3, 4 ve 6. sıralarında yer alan ürünlerin neleri kapsadığını açıklayalım.

 

V- PERAKENDE SAFHASINDA FARKLI ORAN UYGULANACAK ÜRÜNLER

% 1 KDV oranı uygulanacak mal teslimi ve hizmet ifalarını belirleyen (I) sayılı listenin sondan bir önceki paragrafının son hali 30.05.2007 tarih ve 26537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.05.2007 tarih ve 2007/121143 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu değişiklik 01.06.2007 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

“Bu listenin 2/a, 3 ve 6.sıralarında yer alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde bu Karar’ın 1. maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı, 1, 2/b ve 4. sıralarında yer alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde ise aynı maddenin (c) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlar dışındakilere satılmasıdır. Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende teslim sayılır.”

Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.06.2007 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan değişiklikte perakende satışın tanımına ilişkin olarak bir değişikliğe gidilmemiştir.

Yapılan bu son düzenlemeyle perakende tesliminde %8 ve %18 KDV oranı uygulanması gereken ürünler aşağıdaki gibidir.

A- PERAKENDE TESLİMİNDE % 18 ORANI UYGULANACAK ÜRÜNLER

1- I Sayılı Listenin 2/a Sırası: Mazı, palamut, kendir tohumu, kanola (kolza), kitre,

2- I Sayılı Listenin 3. Sırası: Kütlü ve elyaf pamuk, linter pamuk, pamuk lifi döküntüleri, natürel veya tops haldeki tiftik, yün ve yapağı,

3- I Sayılı Listenin 6. Sırası: Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 41.01 pozisyonundaki sığır ve atların, 41.02 pozisyonundaki koyun ve kuzuların (astragan veya karakul, persaniye, breitschwanz ve benzerleri, Hint, Çin, Moğolistan ve Tibet kuzuları hariç), 41.03 pozisyonundaki keçi ve oğlakların (Yemen, Moğolistan ve Tibet keçi ve oğlakları hariç) ham post ve derileri.

B- PERAKENDE TESLİMİNDE % 8 ORANI UYGULANACAK ÜRÜNLER

1- I Sayılı Listenin 1. Sırası: Kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı, ceviz, fındık, antep fıstığı, çam fıstığı, yer fıstığı, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, leblebi, kestane,

2-  I Sayılı Listenin 2/b Sırası: Meyan kökü, meyan balı, meyan hülasası, çöven, sumak yaprağı, defneyaprağı, ıhlamur, kekik, adaçayı, mahlep, kimyon, susam, anason, haşhaş tohumu, rezene tohumu, süpürge teli ve tohumu ile bunlardan mamul süpürgeler, kapari (kebere), harnup (keçiboynuzu), harnup çekirdeği, zerdali çekirdeği, kayısı çekirdeği, kişniş, acıbadem, kuzugöbeği mantar, şeker pancarı,

3- I Sayılı Listenin 4. Sırası: Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, darı, çeltik, soya, kuru fasulye, kuru barbunya, kuru bakla, nohut, mercimek, küçük ve büyükbaş hayvanlar (arılar dahil) ile küçük ve büyükbaş hayvanların etleri ve bağırsağı (bunların herhangi bir katkı maddesi kullanılarak imal edilen ürünleri hariç), zeytinyağı, patates, kuru soğan, sarmısak, zeytin.

 

VI- BAKANLAR KURULU’NA VERİLEN YETKİ PERAKENDE SATIŞA İLİŞKİN TANIM YAPMAYI KAPSAR MI?

Burada üzerinde durmak istediğimiz önemli bir husus da KDVK’nın 28. maddesinde Bakanlar Kurulu’na verilen yetkinin oran belirleme dışında bir yetki içerip içermediğidir. Madde metnini tekrar hatırlamak gerekirse;

“(3505 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değişen madde) Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı dört katına kadar artırmaya, %1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir.”

Madde bizce yeterince açıktır. Madde, Bakanlar Kurulu’na “malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etme” yetkisi vermektedir. KDVK’da perakende teslimden ne anlaşılması gerektiği konusunda herhangi bir kanuni düzenleme yoktur. Perakende safhadaki teslimden ne anlaşılması gerektiği yönündeki ilk tanım 22.12.1988 gün ve 88/13601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile (I) sayılı listenin sonuna 01.01.1989 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen “Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapan kimseler dışındakilere satılmasıdır.” şeklindeki tanımdır. Esasında yapılan bu tanım toplumun bütün kesimleri tarafından genel kabul görmüş bir tanımdır.

Toplumda perakende satış denilince genellikle “nihai tüketiciye yapılan, miktar ve tutar olarak kişisel tüketime yetecek” satış anlaşılmaktadır. Teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapan kimselere satılması ise toptan satış olarak algılanmaktadır.

Yani perakende satışa ilişkin olarak yapılan ilk tanım genel kabul görmüş bir tanımdır. Bakanlar Kurulu’nun perakende satışın tanımına ilişkin olarak yeni düzenlemeler yapması bizce verilen yetkinin aşılması anlamına gelmektedir. Yapılan tanım değişikliği ile bazı kesimlerin vergi yükü artırılmaktadır ki bu durum Anayasamızın 73. maddesinde yer bulan verginin kanuniliği prensibi ile bağdaşmamaktadır. Anayasamızın “Vergi Ödevi”başlığını taşıyan 73. maddesinde;

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.”

şeklinde düzenleme yapılarak vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Bakanlar Kurulu’na verilen oran belirleme yetkisinin anayasaya uygun olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Ancak, perakende satışa ilişkin genel kabul görmüş tanımın dışına çıkmanın Anayasa’nın 73. maddesinde belirlenen kanunilik prensibine aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Yapılan tanım değişikliği bazı kesimlerin vergi yükünü artırmaktadır. Bu durum ise kanuni bir düzenleme ile yapılmalıdır. 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere perakende safhadaki teslime ilişkin tanımda yapılan değişiklik maalesef birçok mükellefin istemeden de olsa vergi ziyaına sebebiyet vermesine neden olmaktadır.

Perakende satış tanımında yapılan bu değişiklik, satıcı konumunda olan mükelleflere alıcıların gerçek usulde KDV mükellefi olup olmadıklarını araştırma sorumluluğu getirmektedir ki bu durum VUK’un 231/6. maddesinde getirilen sorumluluğun (müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğu) kapsamını aşmaktadır ve fiilen uygulanması da mümkün görünmemektedir.

 

VII- KONU İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

1- Kaymakamlık bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, hayvancılığı geliştirmek üzere köylülere bedelsiz küçükbaş hayvan dağıtmaktadır. Söz konusu hayvanların alımı için ihale açmıştır. İhaleyi celeplik yapan Ahmet Bey almıştır. Ahmet Bey gerçek usulde vergilendirilmektedir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gerçek usulde KDV mükellefiyeti olmadığı için bu satış, satılan hayvan adedi ne kadar olursa olsun perakende satış olarak kabul edilecek ve %8 KDV oranı uygulanacaktır. Kurban kesecek vatandaşlarımıza yapılan hayvan satışları da %8 KDV oranına tabidir.

2- Et entegre tesisi işleten Özgür Ltd.Şti., dükkanları yan yana bulunan kasap Ahmet ve kasap Mehmet Bey’e haftada iki gün büyük ve küçükbaş hayvan eti satmaktadır. Her iki mükellefe de %1 KDV oranı uygulayarak satış yapmaktadır. Yapılan inceleme de Ahmet Bey’in basit usulde vergilendirildiği ve KDV mükellefiyetini devam ettirmediği tespit edilmiştir. Basit usulde vergilendirilen mükelleflere yapılan satışlar perakende teslim sayıldığı için Özgür Ltd.Şti. adına %7 fark KDV re’sen tarh edilecektir. Özgür Ltd.Şti. ödemek zorunda kalacağı %7 fark KDV için kasap Ahmet Bey’e rücu edebilecek midir? Bu soru inceleme elemanı olarak en çok karşılaştığımız sorudur. Ancak bu sorunun cevabını bağımsız Türk yargısında aramak gerekecektir.

3- Yukarıdaki örnekte kasap Ahmet Bey aldığı eti basit usulde vergilendirilen lokantaya sattığında KDV hesaplamazken, kasap Mehmet Bey basit usulde vergilendirilen lokantaya yaptığı satışlarda %8 KDV hesaplayacaktır.

4-Bir kamu kurumu yemekhanesinde çalışanlarına yemek vermek üzere toptancı Hanedan Ltd.Şti.’den kuru fasulye ve mercimek almıştır. Kamu kurumunun gerçek usulde KDV mükellefiyeti olmadığı için yapılan teslimlerde %8 KDV uygulanmalıdır.

5- Perçin Ltd.Şti. çalışanlarına işyerinde yemek yapmak üzere bir kasaptan 5 kilo et almıştır. Perçin Ltd.Şti gerçek usulde KDV mükellefi olması ve eti işletmesinde kullanmak üzere alması dolayısı ile bu satışta %1 KDV oranı uygulanacaktır. Uygulanacak KDV oranının tespitinde alınan et miktarının bir önemi yoktur. Söz konusu et işletmede kullanılmaz ise fark KDV alıcıdan faiz ve cezası ile birlikte tahsil edilecektir. Tabi tespit edilebilirse.

6- Toptancı tarafından basit usulde vergilendirilen kuruyemişçiye yapılan, kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı, ceviz, fındık, antep fıstığı, çam fıstığı, yer fıstığı, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, leblebi ve kestane teslimlerinde %8 KDV oranı uygulanacaktır.

7- Toptancı tarafından basit usulde vergilendirilen ve yorgan imalatı ile iştigal eden mükellefe yapılan kütlü ve elyaf pamuk satışlarında %18 KDV oranı uygulanacaktır. Söz konusu mükellef gerçek usulde vergilendirilseydi uygulanacak KDV oranı %1 olacaktı.

 

VIII- SONUÇ

Katma değer vergisi açısından perakende satış tanımı, serseri mayına dönüşmüş durumda. Hangi mükellefi ne zaman nerede vuracağı belli değil. Alıcıların gerçek usulde KDV mükellefi olup olmadıklarını araştırma zorunluluğunun, satıcılara yüklenmesi satıcıları altından kalkamayacakları bir yükle yüz yüze getirmiştir. Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin sayısının yüksekliği olayın vahametini yansıtmaktadır. Yapılan incelemelerde satıcılar, altından kalkamayacakları ve alıcılardan da tahsil edemeyecekleri bir yük ile karşı karşıya kalmaktadırlar ki bu durum hakkaniyete uygun değildir.

Bizce Bakanlar Kurulu Kararı ile perakende satış tanımının yapılması Anayasa’nın 73. maddesi ile öngörülen vergilendirmede kanunilik prensibine aykırılık teşkil etmektedir. Vergilemede çok önemli bir yer işgal eden perakende satış tanımının kanun ile yapılmasının zorunluluk arz ettiği kanısındayız.

I sayı listenin 1, 2/a, 2/b, 3, 4 ve 6. sıralarında yer alan ürünlerin alım satımı ile uğraşan mükelleflerin ileride tahsil etmedikleri bir vergiyi ve buna ilişkin ceza ve faizi ödememeleri için şimdiden daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.


 

Yazar: RamazanIRMAK (*)

E-Yaklaşım / Eylül 2007 / Sayı: 50

 

*            Vergi Denetmeni

 
 

(1)         765.275 rakamı Haziran/2007 itibariyle faal olan basit usul mükellef sayısıdır. Bkz. www.gib.gov.tr./Vergi İstatistikleri/Aylar İtibariyle Mükellef Sayıları/asit Usulde Vergilendirilen Gelir Vergisi Faal Mükellef Sayıları.

(2)         142 no.lu VUK Genel Tebliği’nde vergi levhalarında bulunacak bilgiler şu şekilde belirlenmiştir. “Mükellefin adı ve soyadı, ticaret unvanı, iş yeri adresi, vergi sicil numarası, bağlı bulunduğu vergi dairesi, vergi türü, beyan ettiği matrah ve bu matrahın ait olduğu takvim yılı için tahakkuk eden vergisi, bağlı olduğu vergi dairesinin tasdik yeri.”