bilgi@burhaneray.com +90 212 644 02 01

5510 SAYILI KANUN GEREĞİNCE KENDİ ADINA VE HESABINA BAĞIMSIZ ÇALIŞANLARDAN 5 YILI AŞAN SÜREYE İLİŞKİN PRİM BORCU BULUNANLAR HAKKINDA YAPILACAK İŞLEMLERE İLİŞKİN DÜZENLEMENİN GETİRDİKLERİ

I- GİRİŞ

31.05.2008 tarih ve 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5510 sayılı geçici 17. maddesi ile 5 yılı aşan prim borcu bulunanların sigortalılıkları hakkında yeni bir düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenlemeden önce de 1479 sayılı Kanun’un ek 19. maddesinde benzer bir düzenleme yapılmış idi.

Bu iki düzenleme arasındaki temel farklılık ise 5510 sayılı Kanunla getirilen düzenlemede 30.04.2008 tarihine kadar olan prim borçlarının esas alınmasıdır. Daha önceki uygulamada tarihsel bir sınır bulunmayıp kapsama giren sigortalı sürekli artmakta idi.

Bu durumu açıklamak için öncelikle ‘Beş Yılı Aşan Süreye İlişkin Prim Borcu Olan Sigortalılara İlişkin Tebliğ’[1]in incelenmesi ve 1479 sayılı Kanunun mülga ek 19 uncu maddesi ile karşılaştırılması gerekmektedir.

Esasen bu durum sigortalılar bakımından ileride doğabilecek hak ve yükümlülüklerin bilinmesi bakımından da bir zorunluluk teşkil etmektedir. Çünkü Kanun’da belirtilen 6 aylık süre sonrasında sigortalı veya hak sahibi bu sürenin tamamını güncel prim üzerinden ödeme yükümlüsü olacaktır.

Uygulamanın geçmişine bakıldığında; 1479 sayılı Kanun’un mülga ek 19. maddesine göre; beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu olan sigortalılar, Kurum’a müracaatta bulunarak sigortalılık sürelerini tespit ettirebiliyorlar idi. Prim ödemelerine göre kısmi ya da tamamını değerlendirebiliyorlar idi. Ancak bu hüküm süreklilik arz ettiği için de 1479 sayılı Kanun’un mülga 26. maddesindeki ‘sigortalılık hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez’ hükmü ile bağdaşmamakta idi. Bir başka ifade ile sigortalılık zorunlu olduğu halde 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu olanların primlerini ödemeyerek istedikleri kadar sigortalılık süresi almalarına imkan tanınıyordu. Her ne kadar kanunun amacı bu olmasa da uygulama ile bu sonuçları da görülmüş ve düzenlemenin geçici olması gerekliliği ortaya konulmuştur.

İlk bakışta bu hükümden faydalanılarak sigortalılık durumunun belirlenmesi makul karşılansa da hem kurum hem de sigortalılar bakımından bir takım sakıncalar yaratmakta idi.

Kurum alacağını tahsil edemediği için prim alacağından vazgeçmek zorunda kalır iken, sigortalı da prim borcundan kurtulmak amacına yönelik işlem yaptırıyordu.

Söz konusu düzenleme ile Kurum’un takip ve kontrol edemediği ve icra yoluyla tahsilat yapamadığı alacaklar hedef alınmıştır. Uzun yıllara matuf ve birikmiş olan prim borçlarının sigortalılar tarafından da ödenmesi imkanı azalmıştır. Bu durumda kurum tahsil kabiliyeti düşük alacağından vazgeçmek durumunda kalmıştır.

Sosyal güvenlik reformundan önce üç sosyal güvenlik kurumunun ortak veri tabanı olmadığı için, hizmetlerin karşılıklı sorgulanamaması nedeniyle sigortalılar mağdur olmakta ve önce başlayan sigortalılık nedeniyle yıllarca hizmet akdine dayalı çalışma nedeniyle SSK ya prim ödeyen sigortalıların kanun gereği Bağ-Kur’a prim ödemeleri gerektiğinden bu durumdaki sigortalıların primlerinin ya diğerine transfer edilmesi ile ya da dava ile çözülmesi gerekmiştir.

İşte bu nedenlerle 5 yılı aşan prim borçları bulunan sigortalılar için söz konusu düzenlemeler yapılmıştır.

1479 sayılı Kanun’daki ek 19. maddedeki uygulamadan temel faklılıkları ise;

a- 1479 sayılı Kanun’un mülga ek 19. maddesinde herhangi bir tarih sınırlaması bulunmaz iken, bu düzenlemede 30.04.2008 tarihine kadar olan prim borçları kapsamı belirlemektedir.

b- Ek 19. maddedeki düzenlemede sigortalıya özel tebliğ yer almakta iken, bu düzenlemede genel tebliğ yapılmaktadır.

c- Ek 19. maddedeki düzenlemede sigortalı veya hak sahibine yapılacak tebliğde prim ödeme süresi 3 ay iken, bu düzenlemede 6 aylık süre verilmiştir.

 

II- KAPSAMDA BULUNAN SİGORTALILAR

02.09.1971 tarih ve 1479 sayılı ve 17.10.1983 tarih ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde 30.04.2008 tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılarla bunların hak sahipleri söz konusu geçici 17. madde hükümlerinden yararlanabilirler.

Geçici 17. maddede; ‘kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurum’ca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılıklarının durdurulacağı,

Prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacaklarının takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği,

Ancak, sigortalı ya da hak sahiplerinin daha sonra müracaatları tarihindeki 80. maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamı, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödendiği takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği,

Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmünün uygulanacağı,’

öngörülmüştür.

Söz konusu düzenlemede de belirtildiği üzere bu kapsamdaki sigortalılar için Kurum’ca bir tebliğ çıkarılması gerektiğinden, bu tebliğ 14.01.2009 tarihli ve 27110 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, sigortalılara duyurulmuştur.

1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde sosyal güvenlik bilinci olmadığı için kurumla bağlantısı bulunmayan sigortalılar olduğu gibi, af ve benzeri uygulama beklentisi nedeniyle prim borçlarını ödemeyen sigortalıların, sigortalılık durumlarının belirlenmesi ve birikmiş prim alacakları nedeniyle hem kurum hem de sigortalıların farklı beklentilerinin ortadan kaldırılması bu düzenleme ile mümkün olacaktır.

Özellikle aktüeryal dengelerin oluşturulabilmesi ve geleceğe yönelik projeksiyon yapılabilmesini teminen kurum alacaklarının da tahsil edilebilir olması gerekmektedir. Bu nedenle bu uygulama bitiminde kurum alacağı kesin olarak belirlenecek ve tahsili de mümkün olacaktır. Bugüne kadar primlerini ödeyememiş olanlar da ister bu süreçte primlerini ödeyerek sigortalılık sürelerinden yoksun kalmayacak isterler ise bu sürenin bitiminden sonra bu haklarını sigortalılık süresinin tamamını güncel prim ödeyerek değerlendirebileceklerdir.

Bu kapsamda 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların belirlenmesi önem taşımaktadır. 30.04.2008 tarihi itibariyle 5 yılı aşan prim borcu bulunması yeterli olacak bu sürenin altında prim borcu bulunanlar bu kapsamdaki sigortalılardan sayılmayacaklardır.

Zaten Kurum bu kapsamı önce prim borçlarının yapılandırılması ile daraltma yoluna da gitmiştir. Öncelikle bu düzenleme uygulamaya geçilmiş olsa idi, bu durumdaki sigortalılar prim borçlarını yapılandırma imkanı elde edemeyeceklerdi.

Bu nedenle öncelikle prim borçlarının yapılandırılması uygulamalarından yararlanan sigortalılar bu kapsamdan çıkmışlardır. Bir diğer ifade ile kurumla yaptıkları yapılandırma sözleşmeleri devam ettiği sürece bu düzenlemeye dahil edilmeyeceklerdir. Ancak yapılandırma sözleşmesine riayet etmeyip sözleşmeyi bozdukları takdirde, ödedikleri tutarlar borçlarına mahsup edileceğinden geriye kalan borç tutarı beş yılı aşmayan bir süre olması halinde de bu kapsamda sigortalılık süreleri belirlenmeyecektir.

Bu anlamda sigortalıların yapılandırmadan yararlanmaya devam etmeleri kendi menfaatlerine olacaktır.

Özellikle bu kapsamda bulunan sigortalıların kimlerden ibaret olduğu bu tebliğde yer almakta ve listeleri de il müdürlüklerinde mevcut bulunmaktadır.

Ancak tebliğ eki listede yer aldığı halde sigortalılık durumları değişenlerin sigortalılık tespitleri yeniden yapılacağı için ekli listede yer alanlardan bazı sigortalılar kapsam dışına çıkabilecek, bazıları da kapsama girebileceklerdir.

Örneğin 11.07.2001 tarihinde sigortalı olarak tescili yapılmış ve 30.04.2008 tarihine kadar kurum kayıtlarında da sigortalılığı devam eden bir sigortalının 5 yılı aşan süreye ilişkin sigortalılık süresi ve prim borcu bulunmakta iken, il müdürlüğüne müracaat ederek 20.10.2000 tarihinden 05.04.2005 tarihine kadar hizmet akdine dayalı çalıştığını beyan etmesi ve durumunun böyle olduğunun tespit edilmesi halinde sigortalılık süresi ve prim borcu 5 yılın altında kalacağından bu kapsamdan çıkacaktır. Çünkü vergi mükellefi veya şirket ortağı olduğu için Bağ-Kur sigortalısı olması gerekirken, önce başlayan sigortalık hizmet akdine dayalı olduğundan 506 sayılı Kanun’a göre sigortalılığı 20.10.2000 tarihinden 05.04.2005 tarihine kadar devam edecek, bu tarihten itibaren de 1479 sayılı Kanun’a tabi olacaktır. Bu durumda da sigortalılık süresi bu Tebliğ’e göre belirlenmeyecektir.

Bu örneğin tersine 20.05.2001 tarihinde 506 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olan ve kesintisiz olarak primleri ödenen sigortalının aynı zamanda 01.10.2000 tarihinde başlayan şirket ortaklığı bulunmaktadır. Sigortalının halen 506 sayılı Kanun’a tabi primleri kesintisiz olarak ödenmektedir. Bu durumda sigortalının 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olması gerektiğinden 5 yılı aşan bir sigortalılığı ve haliyle prim borcu bulunmaktadır. Bu sigortalının önünde iki seçenek bulunmaktadır. Birincisi 5458 sayılı Kanun’un ek 16. maddesi ile SSK ya ödediği primleri Bağ-Kur adına transfer ettirmesi, ikincisi ise bu düzenlemeden yararlanmasıdır ki bu bağlamda herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kanunen verilen sürenin sonunda 1479 sayılı Kanun’a göre hiç prim ödemesi olmadığından sigortalılık süresi sigortalılık başlangıcı itibarıyla durdurulacaktır. Bu durumdaki bir sigortalı kanundan olumlu yönde etkilenecek ve hiç müracaat etmemiş olsa bile, bu hükümden yararlanarak hizmet akdine dayalı çalışmadan doğan sigortalılığını geçerli saydıracaktır.

Buradan da anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik reformunun amaçlarına hizmet eden bir düzenleme olup, birikmiş prim borçlarının takip ve tahsili yanında sigortalılara da yeni açılımlar sağlamaktadır.

Her ne kadar hizmet sürelerinin çakışması sonucunda 5458 sayılı Kanunla getirilen prim transferi sigortalının mağduriyetini önlemiş ise de 5 yılı aşan süreye ilişkin sigortalılık ve prim borcu olanlardan bu durumda olanlara emeklilik bakımından da önemli yararlar sağlamıştır. Zira uzun süreler 506 sayılı Kanuna göre primini ödeyen bir çok sigortalı bilinçli veya bilinçsiz olarak emeklilik aşamasına geldiğinde bu durumu nedeniyle emekli olamamış veya kurumu dava etmiştir. Bu nedenle hizmet süreleri çakışan ve 506 sayılı Kanun’a göre emekliliğe hak kazandığı halde, 1479 sayılı Kanun’a göre hak kazanamayan sigortalılar bu düzenlemeden yararlanmış olacaklardır.

Kanun’un yayımını müteakiben verilen 6 aylık süreyi beklemesizin işlem yaptıracaklar için ise aşağıda da açıklayacağımız üzere Kurum’a müracaat ederek talepte bulunmaları ve işlem yaptırmaları yeterli olacaktır.

Özellikle sosyal güvenlik reformu çalışmaları sırasında sigortalılık bilgilerinin çapraz sorgulamalarını sağlayan ortak veri tabanlı birleşim sayesinde bilgiye ulaşım mümkün olmakla birlikte, binlerce mükerrer sigortalılık bilgisinin dosya bazında henüz çalışmaları devam ettiğinden ayıklanamamış olması nedeni ile bazı sigortalıların güncel hizmetleri oluşturulamamıştır. Zaten bu kapsamda yapılan çalışmalar devam etmekte olup, bu düzenlemenin de olumlu etkileri ile ileride sigortalılık bilgileri de güncelleşmiş olacaktır.

1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre sigortalılık tespitinde çeşitli tarihlerde çıkarılan Kanunlarla farklı düzenlemeler getirilmiş ve kayıtlar bunlara göre yapılmıştır. Bu nedenle de sigortalılık tescil ve tespit işlemleri ile takip ve kontrol keyfiyeti yeterince yapılamadığından güncel olmayan sigortalılık durumları doğmuştur.

Kamuoyunda hayali prim alacakları diye bilinen alacaklar da buradan doğmuştur. Burada önemli bir açıklama yapmak gerekmektedir. Çünkü bugün itibariyle gelinen noktada sigortalılık kapsamına girenlerin, anında on-line olarak sigortalılık tescilleri yapılmakta ve aynı zamanda bildirimleri de gerçekleştirilmektedir. Bir diğer ifade ile 2008 yılı ikinci yarsından bu yana Kurum bu kapsamdaki sigortalılarını takip ve kontrol etmektedir.

Kısaca, sigortalının kapsamda yer alıp almadığı son durumuna göre tespit edilecek ve işlemler buna göre yapılacaktır.Bu kapsamdaki sigortalılık sürelerinin belirlenmesi sigortalıların kendilerine tanınmış bir hak ve yükümlülük olmakla birlikte bunların ölümü halinde hak sahipleri tarafından da kullanılabilecek bir hak ve yükümlülüktür.

1479 sayılı Kanun’un mülga ek 19. maddesine göre talepte bulunarak sigortalılıkları durdurulan sigortalılar ve bunların hak sahipleri de durdurulan sürelere ait borçlarını ödemek istemeleri halinde 5510 sayılı Kanun’un geçici 17. madde hükmünden yararlandırılacaklardır.

 

III- BAŞVURU VE İŞLEM SÜRESİ

1479 ve 2926 sayılı Kanunlara tabi sigortalılardan 5510 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinde belirtildiği üzere 30.04.2008 tarihi itibariyle 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu olanlar hakkında yapılacak işlemler yukarıda belirtildiği gibi tebliğin yayımlanması ile başlamış bulunmaktadır.

Bu tebliğ, 2009 Ocak ayında yayımlanmış olup tebliğde de belirtildiği üzere, tebliğin yayımını takip eden 2009 Şubat ayından 6 aylık sürenin sona erdiği 31 Temmuz 2009 tarihine kadar uygulama devam edecektir.

Sigortalılık sürelerinin belirlenmesini talep edecek olan sigortalıların da il müdürlüklerine müracaat ederek bu süreyi beklemeksizin işlem yaptırmaları mümkün olacaktır. Bu durumda sigortalılık süreleri anında belirlenerek işlem yapılacağından daha sonra 6 aylık süreyi kullanamayacaklardır. Bunun için sigortalıların bu hususa dikkat etmeleri de kendi menfaatlerine olacaktır.

Ancak bu süre sigortalılara verilen kanuni süre olduğundan bu sürenin dolduğu tarihten sonra herhangi bir hak iddia edilemeyecektir. Bu süre içerinde Resmi Gazete’de yapılan genel tebliğ tüm sigortalılara yapılmış sayılacağından ayrıca bir tebliğ yapılmayacaktır. Bu nedenle bu kapsamda sayılan sigortalılar, kanuni sürenin sona erdiği tarihten sonraki prim ödemelerine göre sigortalılık sürelerinin belirlenmesini talep edemeyeceklerdir.

Bu durumu bir örnekle açıklayalım;

Örnek; Sigortalı (A)’nın 30.06.2002 – 30.04.2008 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun’a göre sigortalılık süresi bulunmakta olup hiç prim ödemesi bulunmamaktadır. Bu durumda 5 yılı aşan 70 aylık prim borcu nedeniyle sigortalı 31 Temmuz 2009 tarihine kadar hiçbir ödeme yapmamıştır. Bu durumda sigortalının prim ödemesi olmadığından sigortalılığı 30.06.2002 tarihi itibariyle durdurulacaktır.

Bu sigortalının, 31 Temmuz 2009 tarihine kadar 3.450 TL ödeme yaptığı varsayılır ise, bu durumda yapmış olduğu ödemenin karşıladığı ayın sonu itibarıyla sigortalılığı durdurulacaktır. Borcun eskiliği de göz önüne alınarak tamamen bilgisayar ortamında münferiden hesaplama yapılacağından ödemiş olduğu primin karşıladığı süre değişeceğinden bu örnekteki ödemenin 21 ayı karşıladığı varsayılır ise, sigortalı (A) için 21 aylık sigortalılık süresi değerlendirilerek geriye kalan 70-21 = 49 aylık sigortalılık süresi durdurulacaktır.

Bu örnekten de anlaşılacağı üzere; bu kapsamda bulunan sigortalıların prim ödemelerine göre sigortalılık süresi belirleneceğinden kendi menfaatlerine olan bir süreyi değerlendirme imkanı yakalamış olacaklardır. Hatta diğer bir kanuna tabi sigortalılık süresi bulunan sigortalılardan hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle emekliliğe hak kazanacak olanlar bu süre ve ödeme miktarını da ayarlama imkanına sahip olabileceklerdir.

Kanunla getirilen 6 aylık süre içerisinde başvuru yapılması halinde önce sigortalılık durumlarını tespit ettirmeleri ve güncel sigortalılık durumlarına göre işlem yaptırmaları gerekecektir. Aksi takdirde 6 aylık sürenin bitiminde ödemenin tamamını güncel prim üzerinden yapmak zorunda kalacaklardır ki sonraki bölümde de bunu izah edeceğiz.

Bu açıklamalar doğrultusunda; 01.02.2009 – 31.07.2009 tarihleri arasındaki 6 aylık sürede sigortalılar ya Kurum’a müracaat ederek bu süreyi beklemeksizin sigortalılıklarının belirlenmesini isteyebilecekler ya da bu süre içerisindeki ödemelerine göre sigortalılıkları belirlenecektir.

 

IV- BİLGİYE ULAŞIM

Bu kapsamda olan sigortalılar veya hak sahipleri beş yılı aşan süreye ilişkin prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin bilgileri, Sosyal Güvenlik Kurumu web sitesinden internet üzerinden öğrenebilecekleri gibi sosyal güvenlik il müdürlükleri veya sosyal güvenlik merkezlerinden de alabilirler.

İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde son sigortalılık bilgilerini teyit edebilecekleri göz önüne alınır ise, şahsen başvuru yaparak son sigortalılık durumuna göre işlem yaptırmaları ileride karşılaşabilecekleri beklenmedik durumları da bertaraf edecektir.

 

V- SİGORTALILIĞIN DURDURULMASI VE SİGORTALILIK SÜRELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

1 – Prim borcu ödenmeyen süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyip bu sürelere ilişkin prim alacakları takip edilmeyerek Kurum alacakları arasında yer verilmeyecektir.

Bir diğer ifade ile söz konusu süre içerisinde primi ödenenmiş sigortalılık süresi kadar sigortalılık süresi belirlenecektir.

2 – Tebliğ’in yayımından önce veya yayımını takip eden aybaşından itibaren altı aylık süre içerisinde ödenen prim tutarlarına göre sigortalılık süresi belirlenecektir. Bu nedenle, Tebliğ’in yayım tarihinden önce veya Tebliğ’de öngörülen altı aylık süre içerisinde de hiç prim ödemesi bulunmayanların sigortalılıkları sigortalılık başlangıç tarihi itibariyle, kısmi ödeme yapanların sigortalılıkları ise ödedikleri primlerin karşıladığı ay sonu itibariyle durdurulacaktır.

Örnek; 01.02.2000 tarihinden 30.04.2008 tarihine kadar sigortalılığı bulunan (B) şahsının tebliğin yayımını müteakip 6 aylık sürede hiç prim ödemesi bulunmamaktadır. Bu durumda sigortalılık başlangıç tarihi itibariyle durdurulacaktır.

Bu şahsın bir miktar ödeme yapması halinde ise kısmi sigortalılık süresi belirlenecektir.

3 – Tebliğ’in yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren prim ödenmesi için verilen altı aylık süreyi beklemeksizin Kurum’a yazılı başvurarak sigortalılıklarının durdurulmasını isteyen sigortalı ve bunların hak sahipleri hakkında da altı aylık sürenin dolması beklenmeksizin 2. madde gereğince işlem yapılır.

Örnek; Sigortalı (B) 13.04.2009 tarihinde kuruma müracaat ederek 6 aylık süreyi beklemeksizin sigortalılık süresinin belirlenmesi için kurumca örneği geliştirilmiş olan talep dilekçesini vermiştir. Bu durumda 13.04.2009 tarihi mesai bitimine kadar olan prim ödemelerine göre sigortalılığı belirlenecektir.

4 – Sigortalılıkları geçici 17. madde gereğince durdurulanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara tabi çalışmaları 30.04.2008 tarihinden sonra da kesintisiz devam edenlerin sigortalılıkları 01.05.2008 tarihinden itibaren yeniden başlatılır.

Örnek; Sigortalı (B) yukarıdaki sigortalılığını 30.04.2008 tarihinden sonra da devam ettirmektedir. Bu halde 01.05.2008 tarihinden önceki sigortalılık süresi nasıl belirlenirse belirlensin yeniden sigortalılığı bu tarihten itibaren başlatılacaktır.

Böylece kayıt dışı sigortalılığı teşvik edecek bir uygulama da yapılmamış olacaktır. Çünkü bu durumdakilerin 30.04.2008 tarihine kadar olan prim borçları bu düzenleme ile belirlense de sigortalılık zorunlu olarak devam edecektir.

5 – Sigortalılıkları durdurulan sigortalı veya bunların hak sahiplerinin daha sonraki tarihlerde Kuruma müracaat ederek durdurulan sigortalılık sürelerinin karşılığı olan prim borcunu ödemek istemeleri halinde Kurum, müracaat tarihindeki 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarını sigortalıya veya hak sahibine tebliğ edecektir. Tebligat yapılan sigortalı ya da hak sahibi, tebliğde belirtilen borç tutarının tamamını borcun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödediği takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Yukarıda da izah edildiği üzere tebliğin yayımını takip eden 6 aylık süre içerindeki ödemeye/ ödememeye göre sigortalılık süresi belirlenmiş olacaktır. Bu durumda sigortalının ödemediği sürelere ilişkin hakkı devam edecektir. Bir diğer ifade ile bu süreler silinmeyecek, sadece durdurulacaktır. Bu sürenin sona erdiği tarihten sonra sigortalı veya hak sahibinin kuruma müracaat ederek bu süreyi sigortalılık süresi olarak değerlendirmek istemesi halinde, bu sürelerin tamamı üzerinden kendisine hesap ve tebliğ edilen tutarı tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ödemesi gerekecektir. Kendisine tebliğ edilen prim borcunun tamamını eksiksiz olarak ödemesi gerektiğinden kısmi bir sigortalılık değerlendirmesi yapılmayacak ve kendisine iade yapılacaktır.

Örnek; Sigortalı (B) 01.02.2000 – 30.04.2008 tarihleri arasındaki süreye ilişkin prim borcunu 31.07.2009 tarihine kadar ödememiştir. Yasal sürenin sona ermesini müteakiben 03.09.2009 tarihinde Kurum’a başvurarak söz konusu süreyi değerlendirmek istediğini beyan etmiştir. Bu durumda Kurum, müracaat tarihindeki 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanan güncel prim borç tutarını sigortalıya veya hak sahibine tebliğ edecektir. Tebligat sigortalıya 12.09.2009 tarihinde yapılmıştır. 12.12.2009 tarihi mesai bitimine kadar sigortalı (B) bu tutarı ödemiştir. Bu nedenle söz konusu tarihler arasındaki süre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmiştir.

Örnek; Sigortalı (B) bu süre içerisinde eksik ödeme yapmıştır. Bu durumda ödediği tutar kendisine iade edilecek veya 3 ay geçtiği halde prime esas kazançta bir değişiklik olmamış ise, eksik kalan tutarı ödemesi halinde sigortalılık süresi belirlenecektir.

Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere hesaplanan primler güncel primler olduğundan herhangi bir gecikme zammı hesaplanmamaktadır.

6- Kurum’ca sigortalı veya hak sahibine tebliğ edilen prim borcunun tamamının ödenmemesi halinde durdurulan sigortalılık süresi ihya edilmez ve ödenen tutar müracaat sahibine iade edilir. Bu durumdaki müracaat sahipleri yeniden Kurum’a müracaat edebilirler.

Yeniden müracaatlarda da aynı prosedür izlenecektir. Bu düzenleme sonucunda sosyal güvenliğe ilişkin herhangi bir hak kaybı olmayacaktır.

 

VI- SONUÇ

31.05.2008 tarih ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesine göre ‘kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurum’ca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibariyle sigortalılıklarının durdurulacağı,’ hüküm altına alınmıştır.

Bu maddeye göre uygulamanın başlatılması için de Kurum’ca beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu olanlar hakkında yapılacak işlemlere ilişkin tebliğ yayımlanarak sigortalılara duyurulması ve bu tebliğin yayımını müteakip 6 aylık süre verilmesi hüküm altına alınmış olup, söz konusu tebliğ 14.01.2009 tarih ve 27110 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Böylece 2009 Şubat ayında uygulama başlatılmıştır. Bu kapsamda bulunan sigortalılar 31.07.2009 tarihine kadar verilen yasal süre içerisinde ödeyecekleri prim tutarına göre sigortalılık süresine hak kazanacaklardır.

Bu süre içerisinde Kurum’a başvuru yapılmasa dahi sigortalılık süresi resen ödemeye göre belirleneceğinden sigortalılar bu süreden sonra kısmi ödeme yapamayacaklardır. Ancak, 6 aylık sürenin sona ermesinden sonra müracaat halinde de bu sürelere ait prim borcu, müracaat tarihindeki prime esas günlük kazanç üzerinden hesaplanarak sigortalı veya hak sahibine tebliğ edilecek ve tebliğin ulaşmasından sonra 3 aylık süre içerinde tebliğde belirtilen tutarın tamamının ödenmesi halinde sigortalılık süreleri aynen ihya edilmiş olacaktır.

Bu nedenlerle sosyal güvenlik hakkı saklı kalmak şartıyla yapılan bu uygulamada beş yılı aşan ve tahsil kabili düşük alacakların takibinin de yapılmayarak Kurum alacakları içerisinde gösterilmeyeceği dikkate alındığında, sigortalılar lehine bir düzenleme yapıldığı ve kararın sigortalı veya hak sahibine bırakıldığı görülmektedir.

Kurum bu uygulamada da beyaz bir sayfa açarak reformun amaçlarına uygun ve alacağını takip edebilecek bir yapıya kavuşma hedefini ortaya koymuştur.

Uygulamanın tamamlanması ile de bu hedefe ulaşılacağı muhakkaktır.[2]

 

Yazar:MustafaERDEN *

E- Yaklaşım / Temmuz 2009 / Sayı: 199 


 

(*)Sosyal Güvenlik Kurumu Başmüfettişi

[1] 14.01.2009 tarih ve 27510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[2]YARARLANILAN KAYNAKLAR:

– 02.09.1971 tarih ve 1479 sayılı Kanun.

– 17.10.1983 tarih ve 2925 sayılı Kanun.

– 17.10.1983 tarih ve 2926 sayılı Kanun.

– 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Kanun.

– 28.08.2008 tarih ve 26981 sayılı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği.

– 28.09.2008 tarih ve 27011 sayılı Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğ.

– 14.01.2009 tarih ve 27110 sayılı Tebliğ.